Bir Cumartesi Sohbeti

Ana sayfa » Bir Cumartesi Sohbeti

Bir Cumartesi Sohbeti

Bismillahirrahmanirrahim

“Eğer şu Kur’ân’ı bir dağın üzerine indirseydik, elbette onu Allah’ın haşyetinden huşu ederek çatlayıp paramparça olduğu hâlde görürdün. İşte bu misalleri insanlara tefekkür etsinler diye veriyoruz.” (Haşr suresi, 21)
Efendim Hz.leri (Beylerbeyi Bayburdî)’ni tanıdığım ilk yıllardı. Her zamanki cumartesi sohbetlerinden birindeydik. Efendim Hz.leri her zamanki gibi mübarek kelamlarıyla gönüllerimizi şad ediyordu. Onu tanıdığım ilk günden beri sohbetleri öylesine muazzamdı ki ayet-i kerimede: “Andolsun ki bu Ku’rân’ın benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler bir araya toplansa, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler.” (İsra: 88). buyrulduğu üzere insanlar ve cinler bir araya toplansalar yine de onun sohbetlerinin benzerini bir araya getiremezlerdi.

O gün yine Efendim Hz.leri’nin sohbetindeydik. Sohbetin bir noktasından sonra Efendim Hz.leri, vahdet konusunda öyle şeylerden bahsetmeye başlamıştı ki sohbetin havası da birden değişmişti. Efendimin sözleri bütün hücrelerime işliyor, vücudumda büyümeye başlıyordu. Efendim öyle kelamlar ediyordu ki bu sözlerin karşısında durabilecek hiçbir şey yoktu. İçimde anlayamadığım bir haşyet beliriyordu. O güne kadar en ufak bir durumda bile cezbelenirken bu sözlerin karşısında nasıl böyle durabiliyordum? Dışarıya belli edemiyordum; ancak içimde sanki volkanlar patlıyor, sanki her bir hücrem feryat ediyordu. Birden içimden şunlar geçti: “Şu an bütün zerrelerime kadar paramparça olacağım. Vücudum bu sohbeti kaldıramayacak.”

Öyle kelamlar ediyordu ki Efendim, insanın bu kelamları hayal bile edebilmesinin ihtimali yoktu. Kaldı ki insan hayalinin en zirvesi bile Efendimin sözlerinin yanında koca evrendeki kum tanesi hükmündeydi. Bu fakir de yapılan sohbeti unutmamak için ezberlemeye çalışıyordu; fakat ne mümkün! Sohbeti duymamla unutmam bir oluyordu. Sanki Efendim Hz.leri bir yandan sohbeti ediyor, bir yandan da unutturuyordu. Artık öyle bir noktaya gelmiştim ki nasıl hâlâ tek parçayım diye hayret ederken, Efendim Hz.leri sohbetin seyrini yavaşlatıp bir mürşid-i kâmilin sohbete ne kadar hâkim olduğunu anlatırcasına buyurdu ki: “Siz bu sohbeti nasıl dinlediniz biliyor musunuz? Sohbete başlamadan önce hepinizin üzerine bir örtü örttük ve siz bu sohbeti o örtünün ardından dinlediniz. Eğer siz bu sohbete direkt maruz kalsaydınız hiçbiriniz dayanamayacaktınız.”

Amenna ve saddakna. Evet, sözün başında, Haşr suresinin 21’inci ayetinde buyurulduğu gibi Allahüteala’nın kelamı; bir dağa, bir nesneye, bir cisme inseydi onun Allah’ın haşyetinden paramparça olduğunu görürdük. Amenna! Allah dostlarının kelamları da Allah’ın kelamıdır, kelam-ı kibardır. Eğer onların merhametleri ve himmetleri olmasaydı biz bu sohbetlere dayanamayıp paramparça olurduk.

Ey Sevgili! Seni bir kere görmek bile bizlere yapabileceğin en büyük iltifatken sen bizi sohbetinle şereflendirdin. Bize merhamet ettin, lütufta bulundun. Senin mübarek dudaklarından dökülen tek bir kelama iki cihan feda! Gönlünden çıkan kelamların gönlümüze işlemesini nasip eyle. Bizi yolundan, yolunda olanların da yolundan ayırma.

By |2014-09-22T20:02:46+00:00Salı, Eylül 16, 2014|Hatıralar|

About the Author:

Siz de fikrinizi belirtin