Büyük Silsile-i Şerif

Ana sayfa » Büyük Silsile-i Şerif

Büyük Silsile-i Şerif

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm

Bismillahirrahmanirrahîm

Elhamdülillah! Rabbil âlemin, elhamdülillâhi hakka hamdihi ve senâihi, ves salâtü ves selâmü âlâ hayrı halkıhi Muhammedin (sallallâhu teâlâ aleyhi vesellem) ve âlâ âlihi va ashâbihi ve ezvâcihi ve ehli beytihi ecmaîn (rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecmaîn).

Allâhümme belliğ ve evsil misle sevâbi hâzihil hatmetiş şerifeti badel kabûli minnâ bil fazli vel ke­remi, hediyyeten vâsıleten ilâ ruhi menbais sıdkı ves safa, eşrefil verâ, seyyidinâ Muhammedinil Mustafa (Sallallâhu teâlâ aleyhi vesellem) ve ilâ ervâhi âlihi ve ezvâcihi ve ashâbihi ecmaîn (rıdvânullâhi teâlâ aleyhim ecmaîn).

Ve ilâ ervâhi küllin mines sâdatî silsiletit tarîkatil aliyyetin Nakşibendiyyeti vel Kâdiriyyeti ves Sühreverdiyyeti vel Kübreviyyeti vel Çeştiyye (kaddesallâhü teâlâ asrârehümül aliyyeh).

Ve alel husûsi ilâ ruhi şeyhinâ ve melâzinâ ve kıdvetinâ ve imamına ve imâmit tarîkatî zil feyzil carî ven nûris sârî eşşeyh bahâel hakkı vel hakikati ved din eşşeyh Muhammedinil üveysiyyil Buhariyyil Marûfi bi Şahı Nakşıbend (Kuddise sırrıhu).

Ve ilâ ruhi menbail maârifi vel kemâli seyyidis sâdâti hazreti eşşeyh esseyyid Emir Külâl (Kuddise sırrıhu).

Ve ilâ rûhil mukbili aleyke veli mâsivâken nâsi eşşeyh Muhammed Baba Sammâsî (Kuddise sır­rıhu).

Ve ilâ rûhil vâlihi fi muhabbeti mevlâhül ganiyyil marûfi bi hazreti Azîzân Hâce Aliyyir Râmitinî (Kuddise sırrıhu).

Ve ilâ rûhil mu’ridi anil murâdid dünyeviyyi vel uhreviyyi eşşeyh Mahmûdil İnciriyyil Fağnevî (Kuddise sırrıhu).

Ve ilâ rûhil mütesellihi anil hicâbil beşeriyyeti eşşeyh Arifir Rîvegerî (Kuddise sırrıhu).

Ve ilâ rûhil kutbil evliyâi vel burhânil asfiyâi, kâmiil bidati muhyis sünneti şeyhul meşâyih Abdülhâlıkıl Gucdüvâni (Kuddise sırrıhu).

Ve ilâ rûhil kutbil hakkânî vel gavsis Samedânî eşşeyh Ahmedil Fârûkiyyis Serhendiyyil marûfî bil İmâmir Rabbani el müceddidi lil elfıs sânî (Kuddise sırrıhu).

Ve ilâ rûhil kutbi dâiretil irşâd, gavsis sakaleyni ales sedâdis şâiri fillâhi er râkiis sâcidi zülcenâheyn hazreti Ziyâüddin mevlânâ eşşeyh Hâlid (Kuddise sırrıhu).

Ve ilâ ruhi menbail hilmi ve nûriz zülâmil hâdî beynel aşâiri vel akvam, hazreti sirâcüddin min halefi seyyidil enâmi mevlânâ eşşeyh esseyyid Abdullah (Kuddise sırrıhu).

Ve ilâ ruhi şeyhinel gayyurillezî bihi netebâha mevlânâl vakur kutbil irşâdi vel medar hazreti şihâbüddin mevlânâ eşşeyh esseyyid Tâhâ (Kuddise sırrıhu).

Ve ilâ ruhi sultânil küberâil mütekaddimîn ve kıdvetil küberâil müteahhirîn, gavsil âmmeti vel hâifîn, kutbil ümmeti ves sâlikîn ve muğîsil müstagîsîn mûnisil gurebâi vel âşıkîn, şeyhinel kâmilil mükemmilil üveysiyyi mevlânâ ve seyyidinâ ve senedinâ eşşeyh esseyyid Sıbgatullâhil Arvâsî (Kuddise sır­rıhu).

Ve ilâ ruhi sultânil arifin, ve kutbil aktâbil vâsılîn, el müteşerrifi bil fenâil mutlak, mürebbis sâlikine ilâ rabbihim alel vechil ehakki, nâşiriş şerîatil garrâi kâmiil bidatid darrâi, müceddidi âsâris selefi vet tabiîne ve mümehhidi bünyanit tarikatil halefi vellâhikin. El mutasarrıf! alel ıtlâkıllezi lem nerâ lehu nazîrün badel tefahhüsi fil âfâkı kâtıin nisbeti anil mübtedîit taği mevlânâ ve seyyidinâ ve ruhuna! feda şeyhinel kâmilil mükemmili eşşeyh şahı Abdurrahmânit Tâğî (Kuddise sımhu).

Ve ilâ ruhi sultânil vâsılîn ve umdeti küberâil âşıkîn, kutbil irşadı bil yakîn, menbail hilmi vel meârifı vel ihsan, sahibil ilmi vel edebi vel irfan el muhrik! mâsivallah. El müteşerrifi bil fenâi badel fena, sümmel bekai billahi badel beka el muhyiş şerîatil garrâi kâmiil bidatid darrâi ruhuna ve emvâlünal feda, şeyhinel kâmilil mükemmili eşşeyh Muhammedinis Sâmiyil Erzincâni (Kuddise sırrihu).

Ve ilâ ruhi sertâcil evliya ve burhanı kâffei mahlûki Huda, hazreti mefhari mürşidân, menbais sıdkı ves sadâkati vel hakîkati vel marifeti vel irfan, el muhriki mâsivallah bil cezbetil vâsılı ilallah, el mü­teşerrifi biş şerîati vet tarîkatil makbûleti vel edebi vel ihsan, ruhuna ve emvâlünal feda şeyhinel kâmilil mükemmili hadimi dergâhı hazreti Sâmî eşşeyh Şahı Muhammed Sâniyyil Erzincânî (Kuddise sırrihu).

Ve ilâ ruhi sultânil evliya ve mahremi sırrı es­rarı enbiyâ, câmiil kemâlâtis sûriyyeti vel mâneviyyeti eşşeyhul ekber ve kutbul aktab, ruhuna ve emvâlünal feda mevlâyî, mevlâyî, mevlâyî ve seyyidî ve senedî ve men bihi temessüki ve bihi iftihâri ve minhu istimdâdî şeyhinel kâmilil mükemmilil üveysiyyil mürşi­dân, sertabibi âşıkân eşşeyh şahı Musa Dede Bayburdî (Kuddise sırrihu).

Ve ilâ ruhi sultânil aşıkan ve gavsul azam. Sıtku tabii Tariki Nakşi Asalet ve sadakat timsali Tevazuda Abu Turab misali. İrşatı sohbette yoktur emsali. Merhamet ve metanette eşi bulunmayan. Tayyi mekanda sınır tanımayan. Hasrette Yakub’a Cemalde Yusuf’a Izdırap ve meşakkatte Eyyub’a emsal. Üveysiyül mürşidan. Eşşeyh es seyyid Abdurrahim el Erzincani.(Kuddise sırrihu)

Ve ilâ ervâhi küllin mines sâdâti vel hulefâi vel mürîdîne vel muhibfaîne vel mensûbîne vel müntesibîne ilâ hâzihit tarîkatil aliyyeti ve sâirit turuk. Allâhümmektüb misle sevâbıhâ fi sâhifeti amali küllin, verfa bihâ derecâti küllin, ve âli fî âlâil illiyyîne menzilete küllin ve zidnâ muhabbete inde cenabı küllin, ve efid aleynâ min berekâti küllin ve etmim lenâ sülûke, hâzihit tarîkatil aliyyeh ve veffiknâ li merdâti şeyhinâ ve imtisâli evâmirihi ve içtinâbı menâhihi verzuknal bekâe bike badel fenâi fike âlâ kademi sâdâtines sâlikine fihâ. Allâhümmağfırlenâ hatâyânâ veclübnâ ilâ muhabbetike bi muhabbeti evliyâike verzuknat tevfîka vel istikâmete âlâ dinike ve taâtike bi rahmetike yâ erhamerrâhimîn.

Âmin, âmin vel hamdu lillâhi rabbil âlemîn…

Büyük Silsile-i Şerif ‘in Türkçe anlamı

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm

Bismillahirrahmanirrahîm

Hamd, âlemlerin rabbı olan Allah’a mahsu­stur. Hamd ve senanın (öuüp yüceltmenin) tamamı Allah’a aittir. Salât ve selam yaratılmışların en hayırlısı olan Hz. Muhammed aaleyhisselâm ve O’nun âline (çoluk, çocuk, aile ve sülalesine), ashabına ve ezvâcına (hanımlarına) ve ehli beytinin (ev halkının ) tamamına olsun.

Ya ilahi! Bu hatmi şerifi bizden kabul buyur­duktan sonra, sevabının mislini fazlın ve kereminle (üstünlük ve lütfunla) sıdk (doğruluk) ve safa (saflık, huzurluluk) kaynağı, yaratılmışların en şereflisi, seyyidimiz (efendimiz, büyüğümüz) Hz. Muhammed Mustafâ aleyhisselâmın ruhuna ve âlinin, ezvâcının ve ashabının ruhlarına vasıl eyle.

Yüce Nakşibendiyye, Kâdiriyye, Sühreverdiyye, Çeştiyye ve Kübreviyye tarikatlarının silsilelerindeki büyüklerin ruhuna,

Bilhassa; şeyhimiz, sığınağımız, kendisine uy­duğumuz imamımız, tarikat imamımız, devamlı akan feyzin ve yayılan nurun sahibi, dinin güzelliği, hak ve hakikat şeyhi; Muhammed, üveysi, Buharalı isimle­riyle tanınmış Şâhı Nakşıbend’in ruhuna, (Muhammedi, Üveysi, Buharı ve maruf birer irşad şeklidir, ifade edilmek istenen asıl mâna da her­halde budur.)

Marifetlerle kemâlin kaynağı, sâdâtın (silsile büyüklerinin) seyyidi Seyyid Emir Külâl’ın ruhuna,

Zâtına yönelen, mâsivânı (Senden başkasını, gayriyi, yaratıkları) unutan Semmas’lı Şeyh Muhamrned Bâbâ’nın ruhuna,

Gani, (yaratıklara ihtiyacı olmayan) Mevlâ’sının muhabbetine dalan ve Hazreti Azîzan ismi ile bilinen Ramitin’li Hâce (hoca, öğreten, efendi, sahip) Ali’nin ruhuna,

Dünyevî ve uhrevî isteklerin hepsinden vaz­geçen Fağnev’li Şeyh Mahmud İnciri (Ena’rîJ’nin ru­huna, Beşerî perdelerin hepsinden soyunan Rîveger’li Şeyh Arifin ruhuna, Evliyanın kutbu (başı), asfiyâriın (safîlerin, seçkinlerin) delîli, bidatları (dine ve tarikata son­raları yamananları) yok edip kaldıran, sünnetleri diriltip yaşatan, Şeyhlerin Şeyhi Gucdüvan’lı Şeyh Abdülhâlık’in ruhuna,

İkinci bin yılın müceddidi (dinin zahir ve bâtınını yenileyip düzeltici), İmamı Rabbani is­miyle tanınan (mâruf usulünce irşad olan), hakkâni (hak ve adalete uygun) kutub, Samedânî (Allah’a mensup) gavs, Serhend’li Şeyh Ahmed Farûkînin (Hz. Ömer’in torunu ve O’nun gibi hakkı ifade edici olan) ruhuna,

İrşâd dairesinin kutbu, insan ve cinlerin gavsı, istikamet (doğruluk ve aklı selim gereğince) Allah’da seyreden, rükû ve secde ehli (namaz ehli olan) Zülcenâheyn (zahiri ue bâtını kanatların sa­hibi olan) efendimiz Hazreti Ziyâeddin Şeyh Hâlid’in ruhuna,

Hilmin (yumuşak huyun) kaynağı, karanlıkları aydınlatan, aşîret ve kabileler arasında hidayet sahibi, bütün yaratılmışların efendisinin soyundan olan (Seyyid), efendimizin, dinin ışığı Hazreti Seyyid Ab­dullah’ın ruhuna,

İrşad ve medar (sebeb, vasıta) kutbu, kendi­siyle öğündüğümüz, vakur (uekar sahibi, ağırbaşlı) efendimiz, çok gayretli şeyhimiz din yıldızı Şeyh Seyyid Tâhâ’nın ruhuna,

Geçmiş büyüklerin sultanı, gelecek büyüklerin kendisine uyacağı, korkanlarla birlikte bütün insan­ların gavsı, ümmet ve sâliklerin kutbu, yardım isteyenlerin imdadına yetişen, âşıkların munisi (dostu, arkadaşı, seveni), üveysî, kâmil ve mükemmil (kemâle erdirici) şeyhimiz, efendimiz Hz. Seyyid Sıbğatullah Arvâsî’nin ruhuna,

Ariflerin sultanı, vâsıl olmuş kutupların kutbu, mutlak fena ile şereflenmiş olan, Rabbine sülük eden sâlikleri en doğru şekilde terbiye eden, parlak şeriatın yayıcısı, zararlı bidatların kökünü kazıyan, selef ve tabiîn’in (Müslüman olarak Peygamber (S.A.V.) Efendimizi görenlere sahabe,; sahabeyi görmüş ol­anlara tabi’; Tabiîlerle görüşmüş olanlara da tebei tabiîn denir. Bir riuayette fmam’ı Cazali’ye kadar olan büyüklere selef; ondan sonrakilere de sonraki­ler anlamında müteahirîn denir.) yaşayış ve eserleri­nin müceddidi, kendinden sonra gelenlerin yol, usul ve temelinin hazırlayıcısı, mutlak tasarruf sahibi, etrafta yapılan araştırmalardan anlaşılacağı gibi ben­zeri görülmeyen, fesat çıkaran nisbet sahibinden nisbeti kesen efendimiz Tah’lı Hz. Şeyh Abdurrahmân’ın ruhuna,

Hakk’a ulaşanların sultanı; ulu âşıkların daya­nağı; yakîn ile irşad kutbu; hilim, marifet ve ihsan (iyilik, lütuf, bağış) kaynağı; ilim, edeb ve irfan (Allah vergisi ilim ue anlayış) sahibi; masivayı yakan (yaratıkları gönlünden çıkaran); fenâ’dan sonra fena ile, bekâ’dan sonra beka ile şereflenen; parlak (bir ışık gibi olan) şeriatı diriltip aydınlatan, zararlı bidatları ortadan kaldıran ruhumuz ue mallarımız O’na feda olsun kâmil ve mükemmil şeyhimiz Erzin­canlı Şeyh Muhammed Sami’nin ruhuna,

Velilerin baştâcı, Huda’nın bütün yaratıklarının delîli; mürşidlerin kendisiyle övündükleri; sıdk, sada­kat, hakîkat, marifet ve irfan kaynağı; masivayı yakan; cezbe ile Allah’a ulaştıran; şeriat, makbul tarîkat, edeb ve ihsan ile şereflenen ruhumuz ve mal­larımız O’na feda olsun kâmil ve mükemmil şeyhi­miz; Hazreti Sami’nin dergâhının hadimi (hizmetkârı); Şeyh, Şah, Erzincan’lı Muhammed’lerin ikincisinin ruhuna,

Evliyanın sultanı. Peygamberlerin sırlarının emanet edildiği zat, sûrî (görünen) ve manevî (görünmeyen) kemâlleri kendinde toplayan, en büyük şeyh ve kutbul aktâb ruhumuz ue mallarımız ona feda olsun (efendim, efendim, efendim, seyyidim, senedim, kendisine tutunup kendisi ile iftihar ettiğim, kendisinden yardım istediğim) üveysî, kâ­mil ve mükemmil mürşid; âşıkların baş tabibi, Şeyh, Şah, Bayburtlu Musa Dede’nin ruhuna,

Aşıkların sultanı ve zamanın Gavsul Azamı. Nakşi Tarikatına sadakatle bağlı olan. Asalet ve sadakat timsali Tevazuda Abu Turab misali. Sohbette irşadda emsali olmayan. Merhamet ve metanette eşi bulunmayan tayyi mekanda sınır tanımayan Hasrette Yakub’a Cemalde Yusuf’a, ızdırap ve meşakkatte Eyyub’e emsal. Üveysî mürşid Şeyh Seyit Erzincanlı Abdurrahim’in ruhuna.

Sâdâtdan, halîfelerden, müritlerden, muhiblerden, mensublardan ve bu yüce tarikata ve diğer tarîkatlara müntesip olanlardan her birinin ruhuna da vâsıl eyle.

Ya Rabbî! Bu hatmi şerifin sevabının mislini hepsinin amel sahifelerine yazdır. Onunla cümlenin derecelerini yücelt. Hepsinin derecelerini a’lâyı illiyyîn’e yücelt, hepsine karşı muhabbetimizi arttır. Hepsinin bereketlerinden üzerimize akıt. Bu yüce tarîkatın sülûkünü bize tamamlat, Şeyhimizin rızâsına mazhar olmaya, emirlerine uymaya, yasakladıkların­dan sakınmaya bizi muvaffak eyle.

Ya Rabbî! Zâtında fenâ’ya ulaştırarak sülük eden sâdâtımızın kademi üzerine Zâtınla bekâ’yı bize nasib et.

Yâ İlâhî! Hatalarımızı bağışla, evliyanın muhab­beti ile bizi muhabbetine ulaştır Ey merhametlilerin en merhametlisi! Dînin ve tâatın (emrine uyup, kulluğunu yapmanın) doğrul­tusunda bize tevfik (ilâhî yardımını) ve istikameti (din yolunda dosdoğru olmayı) ihsan et, bağışla.

Âmin, Âmin… Bütün hamd ve senalar âlemle­rin Rabbı’na mahsustur.

By |2018-06-28T22:27:57+00:00Salı, Aralık 2, 2014|Silsile-i Şerif|

About the Author:

Siz de fikrinizi belirtin