Kurban Nasıl Kesilir?

Ana sayfa » Kurban Nasıl Kesilir?

Kurban Nasıl Kesilir?

Kurban kesecek Müslüman, kurbanlık hayvanı incitmeden eziyet vermeden sol tarafı üzerine kıbleye karşı yatırır. Ayaklarından üçü bağlanır. Üste kalan sağ arka ayağı bağlanmaz. Büyük baş hayvanlarda güçlük halinde hepsi bağlanır.

Bir hayvanın meşru bir şekilde kesilmiş olması için, nefes borusu ve yemek içmek borusu ile boynunun iki yanında bulunan ve şah damarı denilen iki kan damarını kesmek sureti ile boğazlanması lazımdır. Bu dört damarı kesmek sünnettir.

Bunlardan hangisi olursa olsun üçünün kesilmesi İmamı Azam Hz.lerine göre kafidir. İmamı Ebu Yusuf’a göre nefes borusu ve yemek borusu ve o iki damardan biri kesilmelidir.

İmam Muhammed’e göre de bu dört şeyden her birinin ekserisi kesilmiş bulunmalıdır.

Kesilen herhangi bir hayvanın canı çıkmadan murdar iliğini kesmek yanlıştır, mekruhtur. Çabuk canı çıksın diye yapılan bu hareket hayvana çok şiddetli acı vereceğinden, kesim yapılınca kani iyice akıp ıstırabı sakinleşinceye kadar kendi halinde bekletilir.
(Şir’atül İslam S:222)

وعن أبى هريرة وابن عباس رَضِى اللّهُ عَنْهُم قا: ]نَهَى رسولُ اللّه عن شَرِيطَةِ الشَّيْطَانِ. قِيلَ: هِىَ الذَّبِيحَةُ يُقْطَعُ مِنْهَا الجِلْدُ وََ تُفْرَى ا‘وْدَاجُ مُمَّ تُتْرَكُ حَتَّى تَمُوتَ[. أخرجه أبو داود.»ا‘وْدَاجُ« جمع ودَج، وهو عرْق العنق، وهما ودجان في جانبي العنق، وإنما أضافهما إلى الشيطان لحمله إياهم على ذلك، وكان من عمل الجاهلية
Ebû Hüreyre ve İbnu Abbâs (radiyallâhu anhüm) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) şeytan kurbanından (şerîta) men etti.” Dendi ki şerîta, boğazından sâdece deri kısmının kesilip, boyun damarı kesilmeden ölmeye terkedilen (kurbanlık) hayvandır.”
(Ebû Dâvud, Edâhî C 17 H no. 2826)

Hadisi şerifin izahı:

Nihâye’de açıklandığı üzere, şerîta, cahiliye devrinde mevcut olan bir kurban çeşididir. Hayvanın boğazından az bir kısmı kesip, kan damarına ulaşmadan ölmeye terk etmektir. Kurbanın meşru bir kurban sayılması için bu kadarcık kesimi yeterli buluyorlardı. Resulullah (aleyhissalatü vesselam)’ın bu kurban çeşidini şeytana izale etmesi, onları böylesi bir kesime -nazarlarında bunu güzel göstererek şaşırtıp- sevk edenin şeytanın olmasından dolayıdır.

Besmele Çekmek (Kesimin Helal Olması)

Ayet-i Kerime’de:

وَلَا تَأكُلُوا مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللّهِ عَلَيْهِ وَإنَّهُ لَفِسْقٌ

“Üzerlerine Allah’ın ismi anılmamış olanlardan yemeyin, çünkü onu yemek yoldan çıkmaktır. Şeytanlar, dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız, muhakkak ki, Allah’a ortak koşanlardan olursunuz.” (En’âm Suresi, Ayet 121)

buyurularak, kesimlerin besmele ile olması emredilmiştir. İbni Abbâs, ayetteki bu emir unutularak yerine getirilmediği takdirde kesilen hayvanın yenilebileceğini, kast-ı mahsusla, inatla terk eden kimsenin kestiğinin yenmeyeceğini belirterek ayet-i kerimeye açıklık getirmiş olmaktadır.

Bu vesile ile birkaç noktayı da belirtelim:

1. Ayette emredilen tesmiye yâni Allah’ın zikri, Allah’ın isimlerinden herhangi biriyle olabilir: Allah-u Ekber, Allah-u azam gibi sâdece demek de kâfidir, yeter ki dua maksadıyla zikredilmemiş olsun. Meselâ ümmağfirlî denmesi kifayet etmez.

Bismillahi Allahu ekber denmesi müstehabdır.
وعن ابن عباس رَضِى اللّهُ عَنْهُما قال: ]مَا أعْجَزَكَ مِمَّا في يَدَيْكَ فهوَ كَالصَّيْدِ وقال في بَعِيرٍ تَرَدَّى في بِئْرٍ: ذَكِّهِ مِنْ حَيثُ حَيْمُ قَدَرْتَ. وَرَأى ذلِكَ عَلىٌّ وَابْنُ عُمَرَ وَعَائشةُ رَضِى اللّهُ عَنْهُم وقال: هُوَ وَأنَسٌ وَابنُ عُمَرَ : إذا قُطِعَ الرَّأسُ مَعَ ابْتِدَاءِ الذَّبْحِ مِنَ الحَلْقِ فََ بَأسَ وََ يتَعَمَّدُ، فإنْ ذُبِحَ مِنَ الْقَفَا لَمْ يُؤْكَلْ سَوَاءٌ قطع الرأس أو لم يقطع.
İbni Abbâs (r.a) buyurdular ki: “Elinde (tasarrufunda) olduğu halde (normal kesişten) seni aciz bırakan şey av gibidir.”

Yine İbni Abbâs, kuyuya düşen bir deve hakkında: “Neresinden gücün yeterse kes!” demiştir. Hz. Ali, İbni Ömer ve Hz. Âişe (radıyallâhu anhüm) de bu görüşte idiler.

İbni Abbâs, İbni Ömer ve Enes (radıyallâhu anhüm): “Boğazdan kesmeye başlayınca (acele sebebiyle) başı kopuverse bunda bir beis yok. Ancak, ense tarafından kesilmişse yenmez, baş kopsa da kopmasa da fark etmez” demiştir. (Buhârî, Zebâih 23)

Hadisi şerifin izahı:

1- Buhârî, bu hadisi, “Ehlî hayvanlardan kaçanlar, (tezkiye hususunda), vahşî hayvanların hükmüne tâbidir” adını verdiği bir bâbın tercümesi meyanında kaydeder. Normal olarak, ehlî hayvanın kesilmesi boynundan olmasını gerektirdiği halde, kaçması halinde yakalamak için atılan bir okun veya mızrağın tesiriyle yara alıp ölecek olsa, etinin temiz olacağı ifade edilmektedir. Bu durumda, hayvan her neresinden isabet almışsa, tıpkı av hayvanı gibi etinin helal olacağı belirtilmiş olmaktadır.
Sadedinde olduğumuz bâbta, bu görüşü paylaşan birkaç sahibinin görüşüne yer verilmektedir. Rivayetleri Buhârî, hep senetsiz olarak kaydetmiş ise de, şârihler, rivayetlerin senetli olarak geldikleri kaynaklar hakkında bilgi verirler.

2-Buhârî’de bu muallak ve mevkuf rivayetlerin dayandığı merfu rivayete de yer verilmiştir. Mealen şöyle: “Râfi’ İbni Hadîc anlatıyor: “Dedim ki: ‘Ey Allah’ın Resulü, biz yarın düşmanla karşılaşacağız, yanımızda hayvan kesecek bıçağımız yok.’ Bana şu açıklamayı yaptı:
‘Çabuk davran da (hayvan boğulup mundar ölmesin) yahut keseceğin hayvanı bol kan akıtacak bir şeyle öldür. Üzerine Allah’ın ismi zikredilerek (öldürülen hayvan etinden) ye. Diş ve tırnak, (kesme âleti olmaktan) istisna tutulmalıdır. Bunun sebebini sana söyleyeceğim: Diş bir kemiktir, tırnak ise, bu da Habeşlilerin bıçağıdır.’ Biz (ertesi günü), ganimet olarak bir kısım koyun ve deve ele geçirmiştik. Onlardan bir deve huysuzluk edip kaçtı. Bir adam ok atıp onu durdurdu. Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalâtü vesselâm):
“Vahşî hayvanların kaçkınları gibi ehlî hayvanların da kaçkınları vardır. Bunlardan biri söze galebe çalarsa (kaçar gider ve tutamazsanız), ona böyle avlama muamelesi yapınız” buyurdu.

3- Kaçan ehlî hayvanın tezkiyesinde (etinin helâl olma şartlarında), av hayvanlarının helal olma şartlarını aramak gerekeceği hususunda Hz. Aişe, Hz. Ali, Abdullah İbni Ömer (radıyallâhu anhüm)’in aynı görüşte olduklarını belirten Aynî “Bu hususta Ashab’tan bunlara muhalefet eden biri bilinmiyor” dedikten sonra ilâve eder: “Bu, Ebû Hanîfe, Sevrî, Şâfiî, Ebû Sevr, Ahmed, İshâk ve ashablarının ve ashabımızın (Hanefî âlimlerinin) da görüşleridir. Ancak İmam Mâlik: “Tezkiye kesim, boyun ve gırtlak (lebbe)tan yapılmadıkça câiz değildir” demiştir. Bu görüş aynı zamanda Leys ve Rebîa’nın da kavlidir. İbni Battâl der ki: “Saîd İbnu’l-Müseyyeb ehlî hayvanların tezkiyesi (boğazdan) kesmekle gerçekleşir, kaçacak olursa, avı helâl kılan şartlarla helâl olur” demiştir.”

4-Buhârî, bu fetvayı şu sebeple kaydeder: Hayvanın normal kesilme adabında başın bir hamlede kesilmesi yoktur. Aynı tercümenin baş kısmında Buhârî’nin açıkladığı üzere, meşru kesim şöyledir: Boğaz nefes borusu ve iki büyük kan damarıyla boyun kemiğine kadar kesilir. Kemikten öteye geçilmez, omurilik denen beyaz kısım kesilmez. İbni Ömer, bu beyaz kısmının kesilmesini yasaklayıp: “Kemiğe kadar (nefes ve yemek borusu ile damarlar) kesilir, kemiğe ulaşılınca durulur ve hayvan ölünceye kadar bırakılır” demiştir.

Şu halde Buhârî hazretleri, kesme adabı bu olmakla birlikte, hayvanın başı bir hamlede kesilip koparılacak olursa, hüküm nedir? Gibi bir sorunun cevabını Hz. Ömer, İbni Abbâs ve Enes üçlüsünün fetvasıyla cevaplıyor: “Et temizdir, yenebilir.” İbni Hacer, bunlarla ilgili rivayetleri ayrı ayrı kaynaklardan nakleder. Bunlardan ikisi, yani İbni Abbâs ve Enes’in fetvası, bir hamlede kesilip başı koparılan tavukla ilgili. Sadece Hz. Enes (radıyallâhu anh)’in vakasını kaydediyoruz: “Hz. Enes’e ait bir kasap, tavuk keser. Ancak tavuk çırpındığı için, hayvanın başını ensesine kadar kesip, başını fırlatır. Tavuğu (şer’î adaba uygun kesilmedi) diye atmak isterler. Anacak Hz. Enes yemelerini emreder.” Benzer
bir vaka sorulduğu zaman İbni Abbâs: “Acele bir tezkiye (zekâtun vahiyye) diyerek tecviz ettiğini” belirtmiştir.

 

By |2014-10-01T23:23:08+00:00Çarşamba, Ekim 1, 2014|Kurban|

About the Author:

Siz de fikrinizi belirtin