Kevser Suresinin Tefsiri

///Kevser Suresinin Tefsiri

Kevser Suresinin Tefsiri

Kevser Suresinin Tefsiri

Kurban mali bir ibadet olup Cenab-ı Hakkın rızasını kazanmak için kesilir. Kurban Hanefi mezhebine göre vaciptir. Çünkü Allah-u Teâlâ Kevser süresinin ikinci ayetinde

بسم اللَّهِ الرحمن الرحيم
إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَفَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْإِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ
“Rabbin için namaz kıl, kurban kes” buyurmaktadır

Kurban, fıkıhta “Udhiye” demektir. Bu “ümniye” veznindedir. “Kaziyye vezninde dâhiye” de denir. Bayram günleri kesilen, hayvanın ismidir.

Biz buna kurban diyoruz. “Uhdiye” nin çoğulu “Adâhi” , Dahiyenin çoğulu da “dahâyâ” gelir.
Kurban kesmeye tadhiye denir ki: İbadet ve tâat niyetiyle, belli vakitte belirli hayvanı, boğazlamaktan ibarettir. Buna zebh ve nahr da denir.

Belirli hayvandan maksat; koyun, keçi, sığır ve deve gibi şer’an kurban edilmesi caiz olan hayvanlardır. Belli vakitten maksat, kurban bayramı günleridir. Kurbanın hükmü dünyada bir vacibi yerine getirmek, ahirette sevap kazanmaktır. Sebebi ise vakittir. Vakit tekrar ettikçe kurban kesmenin vücubu da tekerrür eder. (Sünen-i Ebu Davud 10/453)

Sebeb-i Nüzülü

بسم اللَّهِ الرحمن الرحيم. قال ابن عباس: نزلت في العاص وذلك أنه رأى رسول الله صلى الله عليه وسلم يخرج من المسجد وهو يدخل فالتقيا عند باب بني سهم وتحدثا وأناس من صناديد قريش في المسجد

جلوس فما دخل العاص قالوا له: من الذي كنت تحدث قال: ذاك الأبتر يعني النبي صلوات الله وسلامه عليه وكان قد توفي قبل ذلك عبد الله بن رسول الله صلى الله عليه وسلم وكان من خديجة وكانوا يسمون من ليس له ابن أبتر فأنزل الله تعالى هذه السورة.
Esbabı Nuzul

1- Hazret-i peygamberimizin erkek evladı Hazret-i Kasım vefat ettiğinde ve daha sonra diğer erkek evlatları da fazla yaşamadığından, azılı müşriklerden Ebu Cehil, As ibni Vail ve Yahudi Hahamlarından Ka’b bin Eşref gibi bazı nasipsizlerin, kendisine ‘nesli kesik’ anlamında ‘Ebter’ demeleri üzerine Hazret-i Allah, bu sure-i celile’yi inzal buyurarak, münkirlere cevap vermiş ve mahzun olan Resul’ünün mübarek kalbini teselli etmiştir.

İmandan nasibi olmayan müşrikler; yüce peygamberin erkek evlatları Kasım
Abdullah ve İbrahim Hazretlerinin vefat etmesiyle, neslinin de kesileceğini ve adının ve şanının unutulacağını hayal etmişlerdi.

Hâlbuki nice nesillerden kendisine tabi olan milyarlarca Müslüman ve bu Müslümanların asırlardır doldurduğu başta Haremeyn olmak üzere, küre-i arzın her tarafındaki milyonlarca mescit, işte bu Sure-i Celile’nin bereketi ve açık bir mucizesi olmuştur.
Denilmiş oluyor ki: Resulüm Ey Muhammed! Müşriklerin söylediklerine sakın mahzun olma! Zira senin adın, kâinat durdukça en yükseklerde olacak. Milyarlarca Müslümanın dilinde senin fazl-ı kıymetin terennüm edilecek. Kıyamete kadar, hep senin getirdiğin din ve senin sünnetin anılacak, mahşerde de, büyük şefaat hakkı sana nasip olacak.

Senin neslin, dünya durdukça devam edecek ve en yüce duygularla yâd edilecektir. Amma sana ‘Nesli kesildi’ diyen hainlerin, dünyada ancak hainlikleri anılacak ve ebedi âlemde çekecekleri sonsuz azap baki kalacak. Onların dünyada değil nesilleri, izi bile kalmayacak.

Gerçekten de, Kur’an’ın bu mucize ifadeleri muktezasınca Hz. Peygamber’ in (s.a.v) mübarek nesli, muhterem kerimesi Hz. Fatıma’nın evlatları ile ve etbaı da, milyonlarca ümmeti ile bu güne kadar devam etmiş ve kıyamete kadar devam edecektir.
Kevser Suresinin İfade Ettiği Manalar

1. Kevser Sure-i celilesi ile bu manalar bildirildiği gibi, “kevser” kelimesinin ifadesiyle ayrıca Hazret-i Peygamber Aleyhisselam’a çok büyük hayırlar ve nimetler ihsan edildiği de müjdelenmiştir. Bu nimetler, “kevser” kelimesinin taşıdığı manadan anlaşılmakta olup, tefsirlerde etraflıca açıklanmıştır.

Ayet-i kerimede:

Rabbinin kevser nimetine ve bütün nimetlerine teşekkür olmak üzere “namaz kıl ve kurban kesiver’’
Denilmiş olmakla, bu sure-i celile’nin delaleti ile bayram namazı kılmak ve kurban kesmek, vacip olmuştur.

Hazret-i peygamberimize olan emir, ümmetine de emir olduğundan bu Hükme göre, bütün müminler için, bayram namazı kılmak ve kurban kesmek vaciptir.

2. Elmalılı tefsirinde kaydedildiği üzere: Kurban kesmek, vitir namazı gibi, itikaden vacip ve amelen farzdır.

3. Hidaye ve sair fıkıh kitablarında, Udhiyye kurbanına dair şu hadis-i şeriflerle de istidlal edilmiştir.
“Ahmed bin Hambel ve ibni Mace’nin rivayetlerine üzere:
‘Maldan bir imkan bulup da Udhiyye kurbanı kesmeyen, bizim mescitlerimize yaklaşmasın’

“Ve yine: Udhiyye kurbanı kesiniz çünkü o babanız İbrahim aleyhisselam’ın
Sünnetidir’’ buyurulmuştur.

4. Kütüb-i Siteden Tirmizi’de kaydedildiği üzere :

“Udhiyye kurbanı vacip midir’’ diye bir kişi Abdullah bin Ömer RadıyAllahü anhüma’dan sordu, O da:
Resulullah sallellahu aleyhi vesellem, Udhiyye kurbanı kesti Müslümanlar da kesti’’ dedi.
Adam yine sualini tekrar etti, o da :
“Anlamıyor musun? Resulullah sallellahu aleyhi vesellem, Udhiyye Kurbanı kesti Müslümanlar da kesti” dedi.

Tirmizi der ki: bu hadis hasendir sahihtir. Halen ehl-i ilim indinde amel bunun üzerinedir. Udhiyye, farz değil lakin Resulullah’ın sünnetlerinden bir sünnettir.

Yine Tirmizi’ de Abdullah bin Ömer’ den:
“Resulullah, Medine-i münevvere’ de on sene ikamet etti, hep Udhiyye kurbanı yapıyordu’’.

5. Bunlar gösteriyor ki kurban bayramı namazından sonra kurban kesmek Resulullah’ın fiil ve emriyle sabit olmuştur, Hazret-i Peygamber’e farz olmakla beraber, ümmeti için farz kılınmış, onun asla terk etmediği ve bayram namazından evvel kesilmesini kâfi görmediği bir sünnet olarak tekerrür etmiştir.

Böyle bir sünnet ise, dinden temel esaslardan olarak tarikat-ı mesluke olmuş manasında bir sünnettir ki, farzın benzeri demektir.

Onun için İmam-ı A’zam Ebu Hanife Hazretlerinin: ’’Kurban farzdır’’ dediğini bile kaydetmiştir.

6. Ashab-ı kiramın büyüklerinden Zeyd bin Erkam RadıyAllahu anh’ın,
Resulullah sellellahu aleyhi vesellem efendimiz:

“Ya Resulullah! Şu kesilen kurbanlar neyi ifade ediyor?’’ sualine Resulullah efendimiz:
“Babanız İbrahim aleyisselam’ın sünnetidir ’’ cevabını verdi.
“Peki, o sünnetten bize ne gibi faydalar vardır?” diye sorunca Resulullah “Her kılına bedel bir sevap vardır’’ buyurdu.

7. Kevser suresindeki ayet-i kerime “Lırabbıke” şeklinde ’’lam’’ ile gelmiştir ki: ’’Rabbin için Namaz kıl ve Kurban kes’’ cümlesinde, ’’Lam’’ harfi : ‘’Rabbin için’’ manasını ifade etmektedir ve şöyle demek olur:

“O halde Ey Resulüm! Sen, o müşriklerin ve inkârcıların ve riyakâr gösterişçilerin aksine olarak; O seni yaratan, yetiştiren ve sana Kevser’i veren, Kerim Rabbinin rızası için, ona ihlaslı olarak namaz kıl ve kurban kes’’

8. Namaz kılmakla beraber, Kurban da kes. Kıymetli canlı mallardan ve Hususiyle deve gibi iri bedenlerden sırf Rabbinin adına hayır için kurban kes.
Kesiver: Artık ondan hem kendiniz yiyin, hem de yoksula, fakire yedirin. Kanaat edip, istemeyen fakire de, isteyen fakire de yedirin. Ayet-i kerimelerinin hükümce: “Muhtaç olanlara ikram edin!’’ buyurmuştur.

Yani denilmiştir ki:

Fiil olarak tahdis-i nimet eyle, nimeti an ve şükrünü fiilen dile getir. Böylece, Rabbinin sayısız kerem ve ihsanını duyur, insanları sevindir ve kurbanlıkların insan namına feda olarak kabul edilmiş olmasından dolayı bayram yap.

9. Ayet-i kerimede ifade edilen “Rabbin için kurban kes” emri, kurbanın, Allah için olmayan namaz, namaz olmayacağı gibi; Allah için kesilmeyen kurban da, kurban olmaz.

10. Samimiyetle kılınan bir namaz, Allah’a şükrün kalbi, lisani ve bedeni, her çeşidini içine almakla beraber namaz; malı ibadet ve fedakârlığı ihtiva etmediğinden, kevser nimetine teşekkür noktasında sadece namaz ile yetinilmeyip, onunla birlikte çok önemli bir mali fedakarlık olan Kurban da zikredilmiştir.

11. Şunu da bilmek lazımdır ki, kurban kesmek, zekât ve fıtır sadakası gibi hayırlardan daha fazla fedakârlık ifade eden bir ibadettir. Onun için Kurban kesme hususunda mali nisap ve kudret-i mümekkine şart olmakla beraber, zekât gibi ’’kudret-i müyessire’’ yani yüksek mertebede kudret ve zenginlik şart değildir.

12. Bu itibarla, kurbanda parası olmayan aileler bile, kendilerinde ileride ödeme gücü görebiliyorsa, borç para alıp kurban kesmeleri uygun olur.

Bilhassa zamanımızda birçok insan, ihtiyaçlarını çok defa borçlanarak temin etmektedirler. Nice Müslümanlar paraları olmadığı halde, bir anda hoşlarına giden lüks ve pahalı eşyaları
borç ile almaktan hiç çekinmediği, bilinen bir gerçektir.

Bunlar nazara alındığında, zamanımızda bir kurbanın aile bütçesine mühim bir külfet getirmediği ve üstelik çoluk çocuğu, doyasıya et yiyerek Bayram yapacağı da düşünülürse hakiki müminler kurban kesmeyi asla İhmal etmezler.

13. Kurban kesmek, kevser nimetini kazanmaya da vesiledir. Kevser’in hem dünya ve hem de ahiret tarafı vardır ki bu nimetlere, ancak kurban kesenlerin nail olacağına, ayeti kerimede işaret edilmektedir.

KEVSER: Esasen çokluk demektir. Burada, çok nimet anlamındadır.

14. Kevser’in hayr-ı kesir yani, dünyada ve ahirette pek çok hayır demek olduğu şüphesizdir.
Bu itibarla Kevser, ’’Hayr-ı kesir’’ demek olan hikmetin en yüksek derecesidir.

Hususiyle Allah’ın yüce kelamında bu çok hayır manasının KEVSER adıyla anılmasından çokluğun katında ebedi ve sonsuz bir çokluk olduğu anlaşılır.

15. Kevserin diğer hususi manalarda vardır. Şöyle ki, çok nimet manası ile kevser Hazreti Peygamber’in ümmetinin çokluğu ve ümmetinin âlimlerinin çokluğu ve Hazreti Fatıma’dan devam eden evlatlarının çokluğu, miraçta mazhar olduğu mevhibeler ve mahşerde şefaatinin büyüklüğü ve çokluğu gibi manaları da içine almaktadır.
Ayrıca bilhassa cennette Hazreti Peygamberimize ve onun ümmetine verilen kevser havuzunu da ifade ediyor ki cennetin bütün ırmakları o havuzdan şubelere ayrılır.
(Elmali Tefsiri 9-513)

 

By | 2014-10-01T23:28:37+00:00 Çarşamba, Ekim 1, 2014|Kurban|

About the Author:

Siz de fikrinizi belirtin