Abdurrahmân-ı Tâğî´nin (K.S) Vefatı

Ana sayfa » Abdurrahmân-ı Tâğî´nin (K.S) Vefatı

Abdurrahmân-ı Tâğî´nin (K.S) Vefatı

Seyda-i Tâğî (k.s), bütün ömrünü ilim ve irşad hizmeti ile geçirmiştir. Allah rızası için insanlara iyiliği emrederek, kötülükleri yasaklayarak tarikat ve hakikat yolunda ilerlemelerine çalışmıştır.

On sekiz yıl kaldığı irşad görevinde bulunduğu beldeyi dünya muhabbetinden Allah (c.c)´a davet etmede bir an geri kalmamıştır.

Ariflerin Kutbu Seyda-i Tâğî (k.s) Hz.leri son hastalığından önce ve hastalığı sırasında kemâline delâlet eden ve öleceğine işaret eden bir kaç menkıbesini halifesi İbrahim Çokreşi´den naklediyoruz:

Şeyh Hz.leri irşad sırasında bulunduğu bir köyde bana dönerek şunları söyledi:

Sadeddin Kaşgari (k.s) Hz.leri, ömrünü halkın irşadı ile geçirdikten sonra son günlerini bütün gayreti ile iç murakabeye ve toplamaya vermiştir. dedi.

Ben de kendisine Gavs -ı Hizâni (k.s) Hz.lerinin Ricat ehli ölüm hali sırasında istiğrak haline geçer dediğini naklettim.

Bu sözlerime şu karşılığı verdi:  O hal Yüce Allah (c.c)´ın, ölüm hali sırasında feyiz ve bağışıdır. Bu halin gayretle gerçekleşecek bir gelişme olduğunu söyleyemem.

Buna rağmen bu andan itibaren inşaallah bu gelişmeye ermek için çalışacağım. Abdurrahman-i Tâğî (k.s) ölümünden önce ağır hastalığına rağmen hiç bir sünnet namazını bırakmaksızın hepsini ayakta kılar, akşam ile yatsı arasında rabıta ile iki tulü vakti arasındaki zikri asla bırakmazdı.

Oysa bu sırada ancak dört yanına yastık dayayarak oturabiliyor, hatta yine de oturamayınca sırtını duvara dayıyordu. Bu durumunu kendisine hatırlatarak “sen hastasın, bu şekilde ibadet yapamazsın” diyenlere aldırış etmiyordu.

Hatta bu şekilde konuşmamalarını istiyordu. Hastalığı sırasında kendisini ziyaret için gelen müridlerin şu edeplere riayet etmelerini istedi:

-Ziyaretime gelenler tam bir edep ve huzur içinde yanıma girsinler. Çünkü velilerin ruhları devamlı olarak odamda bulunuyor. Edebe aykırı yapılan bir davranış, yapan kimseyi zarara uğratacağı gibi kendimi de o davranıştan zarar göreceği çekmiyorum.

Yanıma girdiğinizde kalbleriniz bir, niyetleriniz aynı olsun. Çünkü hastalığım sırasında değişik arzularınızın bana yansımasından rahatsız oluyorum.

Abdurrahman Tâğî (k.s) Hz.leri, son gecesinin seher vaktinde Peygamber Efendimiz’in (a.s) açıkça kendisine görünerek bal ve şerbet yemesini emrettiğini ve şöyle buyurduğunu söyledi:

– Emir hazretleri isteyeni meclisine çağırdı, isteyeni de hizmete devam etmek üzere geri bıraktı. Bu sözlerinden sonra kendisine:

-Aklınızdan yolculuk geçiyor mu? diye sorulunca:

Evet, hem de çok geçiyor. Eğer aklımdan yolculuk geçmeseydi, Peygamberimiz (a.s) açık bir şekilde bana görünemezdi.

Bu arada o günün ikindi vakti sıralarında eşi Seyyide Kadriyye´nin eteğinden tutarak şu beyti okudu:

Kabe hareminin harimine vasıl olamazsın,

Eğer evlad-ı âlinin eteğine yapışmazsan

Bu beyti şefaat dilemesi gayesiyle okuduğu mübarek yüzündeki ifadeden açıkça anlaşılıyordu.

Abdurrahman-i Tâğı (k.s), son hastalığı sırasında bir yolculuk dönüşü ağır hastalığına rağmen ailesine ve yakınlarına şöyle hitap etti:

Allah (c.c)´ı ve O´nun Rasûlü Efendimiz´i (s.a) sevmeyi, şeriata bağlanmayı ve Şeyh Fethullah Verkanisi´ye itaat etmeyi sakın ihmal etmeyin. Son zamanlarında çevresindekilere ve bağlılarına şefkatle muamele etti ve rahmet nazarıyla baktı. Evlâtlarına ise pek iltifat etmedi.

Yalnız bir kere Molla Ziyâüddîn´e şöyle söyledi:

-Oğlum, Şeyh Fethullah, senin hakkında benden daha hayırlıdır. Çünkü ben seni başkalarından ayırmam, ama o seni öbürlerinden üstün tutar.

Bu sözlerinden sonra bakışları son nefesine kadar bağlılarının üzerinde kaldı. Komaya girip çıktığı son anlarında şunları söyledi:

-İki meleğin ruhumu almaya geldiklerini gördüm. Onlara:

-Sizin ruhumu almanıza razı değilim. Ben çok sayıda alime hizmet ettiğim için ruhumu alimlere mahsus meleklerin almasını istiyorum.

Bir süre sonra benim ruhumu almaya gelen meleklere Yüce Allah’ın (C.C):

O´nun ruhunu, benim dostlarımın ruhunu alan alsın, buyurduğunu duydum. Bu emri duyunca “o çabuk gelsin” dedim :

Daha sonra Molla Abdülkahhar´a dönerek:

-Güzel sesinle üzerime Kur´ân-ı Kerim oku, dedi.

Gece yarısına doğru çok sevdiği bir aile ferdini çağırdı. Peygamber (s.a) Efendimizin´in vefat etmek üzere iken Hz.Aişe´ye (r.a) çok yakınlık gösterdiğini hatta başını O´nun göğsü ve çenesi arasına dayayarak öyle vefat ettiğini bildiği için son anlarını aynı şekilde geçirmek istedi.

Vücudunu o yakınının koluna dayadı, elini eline koydu.

Bir süre sonra elini çekerek sağ memesinin altına gelecek şekilde koynuna soktu.

Bu durumda kuşluk vaktine doğru saat dokuz civarında Rabbine kavuştu.

Vefat tarihi Hicri 1304 Rebiülevvel / Miladi Miladi 1923 Aralık ayının yirmisine rastlayan perşembe günüdür.

By |2015-08-14T04:21:30+00:00Cuma, Ağustos 14, 2015|İşaretler, Kitaplar|

About the Author:

Siz de fikrinizi belirtin