Kurbanın Nisabı

Ana sayfa » Kurbanın Nisabı

Kurbanın Nisabı

Kurban kesmek şu vasıfları taşıyan kişilere vaciptir:

1. Müslüman olmak

2. Hür olmak, köle olmamak

3. Mukim olmak, yolcu olmamak

4. Zengin olmak, bundan kasıt sadaka-ı fıtır verecek kadar bir zenginliktir. Yani 20 miskal (82 gr) altın veya 200 dirhem (640 gr) gümüşe malik olanlar, kurban kesmek zorundadırlar. Bu nisabın üzerinden bir sene geçmesi şart değildir.

Bu şekilde nisaba malik olmayanların ve Mekkî olmayan hacıların kestikleri kurbanlar, tatavvu ve nafile kurban sayılır. Hacc-ı temettü ve hacc-ı kıranda kesilen kurbanlar ise vaciptir. Uhdiye kurbanından ayrıdır. Kurbanın vacip oluşunda erkek olmak şart değildir. Nisab miktarı mala sahip olan hür kadına da, kendi parasıyla kurban kesmek vaciptir. (Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi 10/453-454)

2. Kurban; akıllı, baliğ, Müslüman, hür, mukim, kurban kesecek kadar zengin her erkek ve kadına vaciptir. Zenginlik ölçüsü ise, asli ihtiyaçlarından fazla olarak 20 miskal yani 82 gr altın ve ya bu miktarda paraya yahut ticaret malına sahip olan her Müslüman için kurban kesmek, Hanefî mezhebine göre vaciptir. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler’e göre ise kurban, sünnet-i müekkededir. Hatta Hanbelîler’e göre, ödeme imkânına sahip olan kimse, borç ederek de olsa, kurban parasını temin edebiliyorsa, kurban kesmeye muktedir sayılır. (El-Fıkhu ale’l-Mezâhibi’l-Erba)

2. Müfessir Elmalılı Hamdi Yazır şunları söylüyor: “Kurban kesmek, zekât ve sadaka-i fıtır vermekten daha fazla bir fedakârlık ifade eden bir ibadettir. Onun için bunda kudret şart olmakla beraber, zekât kadar kudret-i müyessire (yüksek mertebede bir mali kudret) de şart değildir.” (Hak Dini Kur’an Dili, 9/1697)

3. Mezhep imamımız İmam-ı Azam hazretlerinin kurban kesme hükmünü vacip olarak görmesi de, elbette ki edille-i şer’iyyenin bu iki sağlam temellerine (Kitap ve sünnete) dayanmaktadır.

Bununla birlikte Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezhebi müçtehitleri kurban kesmenin sünnet olduğuna hükmetmişlerdir. Kurban kesmenin sünnet olduğuna kail olanların görüşü şu hadis-i şerife dayanmaktadır: “Zilhicce ayının on günü girip de biriniz kurban kesmek isterse, kurbanın ne kıllarından ne tırnaklarından bir şey almasın.” (Müslim, Edâhî, H. no: 1977)

4. Kurban kesmenin sünnet olduğunu söyleyenler, hadis-i şerifte geçen “men erâde (isterse)” kelimesinin ihtiyar (istediği gibi hareket edebilme, serbestlik) ifade ettiğine kail olmuşlardır. Hâlbuki İmam Mergınânî (R.h), bunun keyfilik ve ihtiyar değil, sehvin zıddı olduğunu, dolayısıyla “kurban kesmeyi kastederse” mealinde anlaşılabileceğini söylemektedir.
(El-Hidâye, 4/113)

5. Hanefî mezhebi müçtehitlerinden İmam-ı Muhammed (R.h), kurban kesmenin sünnet olduğuna içtihat etmekle beraber, “terkine ruhsatı olmayan bir sünnettir” diyor.

Cumhur da, “Kifâye yoluyla bir sünnet-i müekkededir” kanaatini beyan eder. Aynı şekilde İmam Mâlik (rh.), “Kurban vacip değil sünnettir. Ama gücü yetenin kesmemesini hoş karşılamam” der. (Muvatta’, 2/384)

Temel ve asıl ihtiyaç

1- Kişinin içinde oturduğu ev

2- Kullandığı ev eşyası

3- Giydiği elbise

4- Bineği

5- Hizmet için olan köle

6- Kullandığı silah

7- İlim ehlinin kitapları

8- Sanatkârın takımları

9- Bir senelik yiyeceğidir.

İlim ehli olmayanda bulunan kitaplar, asli ihtiyaç değildir. Üç takımdan fazla olan elbise, zaruri ihtiyaçtan fazla olan ev eşyası, fazla arsa ve ev nisaba dâhildir. Bir kimsenin tarlası olsa ve o tarladan kendisinin ve ehlinin bir senelik nafakasını temin etmiş olsa, üzerine kurban vacip olur. Eğer tarladan çıkan, bir senelik nafakaya yeterli olmazsa fakir sayılır. (Reddül muhtar – Dürül muhtar c.6 s.312 – Bahrurraik c.8 s.198 – Büyük İslam ilmihali)

Fakir ve misafir kurban kestikten sonra bayramın üçüncü günü çıkmadan zengin ve mukim olsa önceki kurbanı yeterli olur. En sahih görüşe göre tekrar kesmesi lazım gelmez. (Reddül muhtar c.6 s.316)

Kendisine kurban vacip olan kişinin baliğ olmamış çocuklarına da kurban kesmesi müstehaptır. Sadaka-ı fıtır gibi vacip değildir.(Cevhere – Reddül Muhtar c.6 s.241)

Kurbanı yalnız aile reisi değil aile içinde zengin olan herkesin kesmesi vaciptir. Bazı kimseler hep ben kestim bu sene hanım için keseceğim diyor bu yanlıştır. Eğer hanıma vacip ise her sene ikisinin de kesmesi lazımdır. Vacip değilse kendisi kesmesi lazımdır. Aksi halde borçlu kalmış olur.

İmamı Azam Ebu Hanife ve İmamı Ebu Yusuf’a göre kurbanın vacip olabilmesi için akıl ve baliğ olmak şart değildir. Baliğ olmamış bir çocuğun kurban vacip olacak kadar malı olsa velisinin onun malından kurban kesmesi vacip olur. (Dürer c.1 s.267 – Dürül Muhtar – Reddül Muhtar c.6 s.316 – Hidaye c.4 s.71 – cevhere c.2 s.241 – Bahrurraik c.8 s.198)

İmam Muhammed’e göre çocuklar ve mecnun kurban kesmekle veya velileri onlar namına kurban kesmekle mükellef değildir. Zira İmam Muhammed’e göre akıl baliğ Sart değildir.

Bu itibarla Hanefi mezhebi hükmünce, İmam-ı Azam ve İmam-ı ebu Yusuf’a göre zengin olan sabinin ve mecnunun mallarından babaları yahut velisinin kurban kesmesi lazım olur.  (Büyük İslam ilmihali s.390)

 

By |2014-10-02T03:02:44+00:00Perşembe, Ekim 2, 2014|Kurban|

About the Author:

Siz de fikrinizi belirtin