Abdurrahmân-ı Tâğî (k.s)’nin Mürşid’inin Yanındaki Durumu

///Abdurrahmân-ı Tâğî (k.s)’nin Mürşid’inin Yanındaki Durumu

Abdurrahmân-ı Tâğî (k.s)’nin Mürşid’inin Yanındaki Durumu

Abdurrahmân-ı Tâğî (k.s) Mürşidinin yanında hiç bir hizmetten geri kalmıyordu. Gayet fakirane yaşardı. Giyeceklerine dikkat etmez, bazen ayakkabısı bazen gömleği bazen de ceketi olmazdı. O bunlara aldırış etmez, hizmetine devam ederdi. Ayakları kanayıncaya kadar hizmet yapar, uyumak içinde kendine bir yer ayarlamazdı. Bütün gaye ve maksadı, mürşidinin sohbetinde oturmak ve rızasını tahsil etmekti. Çoğu gece uyumaz. Gavs´ın (k.s), odasının penceresine bakan bir taşın üzerine oturur, yaz, kış, yağmur, kar demez sabaha kadar o taşın üzerinde beklerdi.

Seyda (k.s) bu şekilde eziyet, meşakkatlere devam etti. Dokuz sene ehlinden, vatanından uzaklaşarak Gavs´ın (k.s) hizmetinde bulundu.Kemalât makamlarına ulaştı. Hilafet alarak irşadla görevlendirildi. İrşada çıkmadan evvel bütün arazisini satarak Allah (c.c) yoluna harcadı. Tevekkülünü denedi. Bu konuda Abdurrahmân-ı Tâğî (k.s) şöyle dedi: İnsanlardan dünyayı terk etmelerini isterken nefsimin dünya malı karşısındaki durumunu öğrenmek istedim. Gavs (k.s)´ın himmetiyle Allah (c.c)´a tevekkülümün tamam olduğunu gördüm. İrşada çıktığında Verkanis köyündeki halifesi Şeyh Fethullah´ın dedesi Şeyh Muhammed´in türbesini ziyaret etti. O türbede işaret edildi ki Abdurrahman-ı Tâgi (k.s) ” Seyda” adıyla meşhur olacak.

Daha sonra Hacca gitti. Medine´deki bulunan İmam-ı Rabbani´nin (k.s) torunlarından Şeyh Muhammed Mazhar ile buluştu. Hacc´dan döndükten sonra irşad vazifesinin gereklerini yerine getirmeye başladı.

Abdurranman-i Tâğî ´nin (k.s) kemalâtına İşaretler:

Son hastalığı sırasında Şeyh Abdurrahman-i Tâğî (k.s) şöyle buyurdu: Bana Hac mevsiminde Mina´da olduğum gösterildi. Hacca gelenlerin hepsi bütün velilerin ruhlarıymış. Bu ruhlar benim için Allah (c.c)´tan af ve mağfiret dilediler. Allah (c.c)´ın beni tamamıyla affettiğini ümid ediyorum. Daha sonra Yüce Allah (c.c), kıyamet gününde olacağı şekilde bana tecelli etti.Ben Allah (c.c)´ın seven (vedûd) ve esirgeyen (Rauf) olduğunu biliyordum. Fakat o görünürde hükmedici ve hakikatta merhamet edici bir tavırda: Sen nerede, ben (Yüce Allah) nerede buyurdu. Bu sözün lezzeti her yanımı sardı. Öyle ki şimdi uyanık halimle bile o sahneyi görüyorum. Bu vakia sırasında raks etmek istedim. Sen bu isteğime ne dersin?. Kendisine Bizim tarikatımızda raks yoktur, dedim. Bana ” Nasıl yok olur, Peygamber Efendimiz (a.s) Cafer-i Tayyar´a (r.a): Sen benim yaratılışıma ve huylarıma benzedin, dediğinde Cafer-i Tayyar (r.a) Efendimiz´in (a.s) huzurunda raksetmeye başlamıştır.” dedi.

Ben de:  Caferi Tayyar´ın (r.a) raksı onun elinde olmayarak meydana gelen ve vecde dayanan bir raks idi. Sizin sorunuzu ben kendi isteğiyle raks etmek olarak anladım.Eğer içeri girdiğimde sizi vecd halinden dolayı raks ederken görseydim çok hoşuma giderdi, diye cevap vermem kendisinin hoşuna gitti. Rüyamda bütün velilerin konaklarını üst üste yükselen katlardan meydana gelmiş bir büyük bina halinde gördüm. Gavs-ül Azam Abdülkadir Geylâni (k.s) beni başı üzerine alarak üst katlara çıkartarak oradaki bir döşek üzerine oturttu.

By | 2015-08-14T04:16:24+00:00 Cuma, Ağustos 14, 2015|İşaretler, Kitaplar|

About the Author:

Siz de fikrinizi belirtin