Kırtıloğlu Dergâhı

///Kırtıloğlu Dergâhı

Kırtıloğlu Dergâhı

Tahi (k.s.) Hazretleri’nden icazet alan Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri Erzincan’da, dergâhını kurma kararı alır ve konuyu dedesine açar. Dedesi; “Allah yoluna tüm malım feda olsun sen insanlara hizmet etmek istiyorsun, arazimden bir bölümünü satarak senin dergâhı yapmana yardımcı olacağım” der ve bir bölüm arazisini satarak Piri Sâmî (k.s.) Hazretlerine parasını verir. Bu parayla eski Erzincan (1939 depreminden önceki Erzincan’ın yerleşim yeri) da bir arazi satın alarak dergâhını kurar.

Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri’nin sohbetlerine akın akın insanlar gelir. Ancak Piri Sâmî (k.s.) Hazretlerinin ilminden ve ününden rahatsız olan bazı guruplar; “‘O şeyhin dergâhına gitmeyiniz, gidenler deliriyor” gibi lâflar üretirler.

Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri’nin ününü Erzincan ve civarında duymayan kalmamıştır. Mürşidi Tahi (k.s.) Hazretleri’ne yazdığı bir mektupta “Bir ayda on beş köy tarikatımıza girmiştir. Haftada on beş kişi tarikatımıza girmektedir.” Mektuptan da anlaşılacağı üzere Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri’nin büyük bir kalabalık müridi vardır. Erzincan’daki hocalardan bazıları Sâmî (k.s.) Hazretleri’nden rahatsızlığı hat safhaya ulaşmış ve dördüncü kolordu komutanı Müşir Zeki Paşaya giderek “Efendim Şeyh Sâmî (k.s.) Efendi geldi geleli halkımızın huzuru kaçtı, ne hikmetse o dergâha gidenlere bir haller oluyor. Sizden ricamız Padişahımız Abdülhamit Hana bu durumu iletseniz.”

Hocaların şikâyetini Padişaha yazmaya niyetlenen Müşir Paşa gördüğü bir rüya üzerine niyetinden vazgeçer. Konuyla ilgili şu menkıbe anlatılmaktadır:

“Müşir Paşa şikâyetin olduğu gece rüyasında Piri Sâmî (k.s.) Hazretlerini kendisiyle konuşurken görür. Gece saat 3’te uyanarak yaverini çağırır ve arabasının hazırlanmasını emreder. Arabaya binerek Kırtıloğlu dergâhına Sâmî (k.s.) Hazretlerinin yanına gider, dergâhın kapısına vardığında Piri Sâmî (k.s.) Hazretlerinin beklediğini görür ve şaşırır. Sâmî (k.s.) Hazretleri; “Hayırdır Paşam, gecenin bu saatinde nereye böyle?” der. Bunun üzerine Paşa “Bilmiyordun da gecenin bu saatinde kapıda ne beklersin?” der. Bu olaydan sonra paşanın Şeyh Efendiye karşı muhabbeti artar ve dergâha sıkça gidip gelir.

Bir gün Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri paşaya buyurdu ki; “Dergâha her zaman gidip gelmek olmaz. Alemin nizamı bozulur, sen az git gel gönlün burada olsun yeter.” Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri’nin bu ince teşhisi, paşanın devletin işlerini aksatabileceği endişesinden kaynaklanmıştır.

Dergâhın kurulduğu yerde zaman içerisinde Mecidiyeke adında bir mahalle meydana gelir. Dergâhın bulunduğu yerde dergâha ait iki ev ve bir cami zaman içerisinde inşa edilmiştir (söz konusu yerler 1939 yılındaki Erzincan depreminde yıkılmıştır).

Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri, Mürşidi Tahi (k.s.) hazretleriyle birlikte mürşidinin çiftliği olan Tefik Köyü’ne gider ve “Efendim bu köy nasıldır?” diye sorar. Tahi (k.s.) Hazretleri buyurur ki; “Efendimin köyüdür çok iyi bir köydür, suları var, çayırları var, âşıkları var. Hoca sen yarın Erzincan’a gittiğinde; izzetler, ikramlar görürsün ve benimle beraber gezdiğin günleri hatırlar, zevk o zevk idi, sefa o sefa idi, hizmet o hizmet idi” dersin.
Tahi (k.s.) Hazretleri’nin buyurduğu gibi Sâmî (k.s.) Hazretleri Erzincan’da büyük ilgi ve hürmet görüyordu. Ancak bazı gruplar bu ilgi ve hürmeti çekemiyorlardı.

Bir gün Erzincan’da bulunan Erzincanlı hocalardan Baki Haba, Sâmî (k.s.) Hazretleri’nin dergâhına gider ve şöyle der:

“Sâmî Efendi elini önüme getir de göreceğini göresin. Bunun üzerine mübarek şöyle karşılık verir. “Ben bu memlekete kavga etmeye gelmedim, siz büyük adamsınız, sizinle imtihan olmaya ne haddim var.”
Erzincan’da bulunan Hacı Fehmi (k.s.) Hazretleri’nin dergâhına giden bir grup Piri Sâmî Hazretleri’ni kötülemek maksadıyla; “Efendim Kırtıloğlu Dergâhına gidenler gerek teveccühde, hatm-i Hace esnasında ayılıp bayılıyorlar.” Hacı Fehmi (k.s.) Hazretleri buyurdu ki; “Şeyh Abdurrahmanı Tahi (k.s.) Hazretleri’nin bu zatlar üzerinde mutlaka bir tasarrufu var. Kendisi şimdi muhibdir. Allah (c.c.) âşıklarındandır, onun şevk ve aşk ateşi müridlerine yansımakta olup tahammül ( (*)Haki Baba Erzincan’da o dönemde görev yapan bir cami imamıdır.) edemeyenler de bağırıp çağırıyorlar, ne vakit HABİB olursa (kendisi sevgili makamına erişirse) müridlerinde o hâl kalmaz.

Bir gün bir zat Sâmî (k.s.) Hazretleri’nin müridleriyle karşılaşarak; “Ben sizin şeyhinize inanmıyorum. Eğer himmeti varsa beni bu inkârcılıktan vazgeçirsin, kendisine cezbetsin (çeksin). Söz konusu zâtın konuşmasını müridleri Sâmî (k.s.) Hazretlerine iletirler.

PİRİ SÂMÎ (k.s.) HAZRETLERİ BUYURDU Kİ; “Gidiniz o zâta söyleyiniz ki, bizde himmet yoktur, bizi buraya yüksek himmetli bir pir göndermiştir, himmet onun himmetidir ki pek yücedir. Himmetini bizim vasıtamızla buralara taşımıştır. O himmetten (ruhanî, manevî imdad) hissedar olmayan yoktur. Ama ne var ki, herkes bir türlü hisse kapar o adam da o himmetten kabiliyetine göre münkirlik (inkarcılık) kapmış, vücut (varlık) perdesinde kalanların hissesine münkirlik isabet edip kemiklerine işlemiştir. Çıkması çok zordur. Bir adam şeyhinden himmet isterse, benim marifetim benim muhabbetim var, ben böyleyim ben şöyleyim. Derse o adam Allah (c.c.) bilmiyor demektir.”

MÜRŞİDİNİN YANINDAKİ DURUMU

Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri mürşidi Tahi (k.s.) Hazretlerini tanıdıktan sonra adeta dünyaya sırt dönmüştür, makamını mevkiini terk etmiş, rahatı huzuru bırakmıştır.
Soğuk kış günlerinde bile bir kilim arasında yatardı. Dersini sürekli olarak çalışır, boş vakitlerinde dergâhı temizler, ahırda hayvanların bakımlarıyla ilgilenirdi.

PİRİ SÂMÎ (k.s.) HAZRETLERİ BUYURDU Kİ; ‘Şeyhim ile birlikte yolda yürürken, O’ndan iki adım geride giderdim, elimi kürkünün üzerinde dolaştırırdım.”
Piri Sâmî (k.s.) Hz.’leri boş durmayı hiç sevmez, devamlı şeyhinin hizmetine koşardı. Şeyhinin sohbetlerinde bir köşede oturarak sessizce ağlardı.

HAC ZİYARETİ

Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri iki defa Hacca gitmiştir. İkinci haccında 1907 yılında doksan müridiyle kara yoluyla Trabzon’a, oradan da deniz yoluyla İstanbul’a hareket etmişlerdi. İstanbul’da Sâmî (k.s.) Hazretlerini kalabalık bir vatandaş topluluğu ve padişahın görevlendirdiği bir ekip karşılamıştır. Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri iki gün sarayda Abdulhamid’in misafiri olarak kalmış, padişah tarafından kendisine İstanbul’a yerleşmesi teklifinde bulunulmuştur. Yine padişah tarafından “Dergâhınıza aidat bağlatalım” teklifine Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri “Allah (c.c.) devletimize zeval vermesin, dünyalığımız ziyadesiyle vardır” cevabını verir. Padişahın hediyelerinden kabul ettiği 60 lira tutarındaki parayı da Erzincan’daki fakirlere dağıtır.

Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri’nin halifelerinden;  Şeyh Abdurrahman (k.s.) Efendi sohbetinde buyuruyor ki; “İstanbul’a vardığımızda gemiyi padişahın adamları karşıladı, Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri’ni saraya götürdüler. Orada Abdulhamid Han büyük bir ilgi gösterdi. Hacılara dağıtılmak üzere çeşitli hediyeler verdi.”

Şeyh Abdurrahman (k.s.) Efendi sohbetine şöyle devam ediyor; “Hicaz’a gittik, gideceğimiz yere iki yol vardı. Bu yolun biri çok uzak, diğeri ise yakındı.

Fakat yakın olan yolda eşkıya olduğu ve yol kestikleri söyleniyordu endişeli idik. “Hacılar arasında tartışma çıktı “Diğer yoldan gidelim. Selâmetli gidelim” deniliyordu.

Bunun üzerine Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri; “Ben, oğlum Nurettin, kayınbiraderim Abdurrahman (Şeyh Abdurrahman Efendi) ile kısa yoldan gideceğim” dedi.

Tüm hacılar ona eşlik ederek kısa yoldan gitmeye karar verdiler. Yolda hiçbir hadise ile karşılaşmadan varacağımız yere geldik Hacdan dönerken Hacı Salih rahatsızlandı.

Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri buyuruyor ki; “Hacı Salih sen hastasın gelme. İstirahat et, iyileşince gelirsin.” Bunun üzerine Hacı Salih; “Ben iyiyim, sizinle gelmek, memleketime dönmek istiyorum” der. Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri aynı sözünü müteakip; aralıklarla üç kez tekrar eder.

Üçüncüde de aynı cevabı alır. Ve bu şekilde yola devam ederler. İkinci konaklama yerinden sonra Hacı Salih Hak Rahmetine kavuşur ve toprağa verilir.

Diğer hasta olan Hacı Halil’e Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri “Sen ne diyorsun? Gelebilecek misin?” der. Hacı Halit; “Efendi eğer ölürsem buradan daha iyi yer mi var? Yok, eğer iyileşirsen kadın değilim çıkar gelirim” der.

Ve Hacı Halit orada kalır, Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri, Hacı Halit’in cevabından çok memnun kalır. Hacı kafilesi
Erzincan’a döner ve aradan bir ay geçtikten sonra Hacı Halit’in vefat ettiği, orada toprağa verildiği haberi gelir.
Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri Hac ziyaretinden önce Mekke Emiri tarafından karşılanmış kendisine Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin kendilerinde mevcut bulunan Sakal-ı Şerifinden bir parçası hediye edilmiştir. Sakalı Şerif, Sâmî (k.s.) Hazretleri’nin torunlarından Tuncer Kırtıloğlu tarafından muhafaza edilmekte, her yıl Ramazan ayında ilimizdeki camilerde ziyaret edilmektedir.

NURŞİN’E (GÜROYMAK) ZİYARET (1885)

Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri 1885 yılında mürşidi Tahi Hazretlerini Nurşin (Güroymak) on beş kişilik bir kafile ile ziyarete gider. Kafile hareket etmeden önce, Erzincan’da bulunan hocalar Tahi (k.s.) Hazretlerine, Sâmî (k.s.) Hazretlerini öven bir mektup gönderirler.

PİRİ SÂMÎ (k.s.) HAZRETLERİ BUYURDU Kİ;
“Tahi Hazretlerinin ziyaretine gittiğimiz gün, efendim Erzincan’dan gönderilen mektubu verdi, mektupta şahsımla ilgili övgü vardı. Bir de beyit yazılmıştı. Beyitin sonu “Şeyh Sâmî” (k.s.) diye bitiyordu. Ben mektubu okurken efendimin kâtibi Molla Mustafa’ya “Bu Mektubu yazan Erzincanlı hocalara cevap yaz” dedim. Tahi (k.s.) Hazretleri’nin Erzincan halkına hitaben göndermiş olduğu mektup, mektuplar bölümündedir. Sâmî (k.s.) Hazretleri buyurdu ki; “Gönderilen mektuba ve methiyeye çok canım sıkıldı ve yırttım attım. Molla Mustafa sordu ki “Mektubu ve methiyeyi ne yaptın?” “Yırttım” dedim. “Niçin yırttın?” dedim ki; “Ben kimim ki büyük Pir Hazretleri’nin mübarek dergâhında adım anılsın.” “Molla Mustafa Tahi (k.s.) Hazretlerine mektubu yırttığımdan bahsetmiş. Efendim beni yanına çağırdı ve dedi ki; “O methiyeyi ve mektubu nasıl yırttın?” Dedim ki; “Efendim bu kapıda ben kimim ki, adım anılsın? Edebimden dolayı utanarak yırttım attım.”

Tahi (k.s.) Hazretleri buyurdu ki; “Nasıl yırttın ondan muhabbet kokuları geliyordu. Bu şeyhliği babanın evinden almadın, niçin bilmezsin ki övgü (metih) nakışları nakış sahibine döner.”

HAZRETLERİNİN PİRİ SÂMÎ (k.s.) HALİFELERİ

1. Şeyh Beşir Efendi (k.s.)
2. Şeyh Abdurrahman Acar (k.s.)
3. Şeyh Hacı Ali Efendi (k.s.)
4. Şeyh Hacı Hasan Efendi (k.s.)
5. Şeyh Hacı Hoca Mehmet Efendi (k.s.)

‘*’ Şeyh Beşir Efendi (k.s.) Hazretleri Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri’nin halkasını devam ettirmiş olup bu halka devam etmektedir. Şeyh Abdurrahman Acar (k.s.) Hazretlerinden sonra Halifesi Şeyh Abdurrahman güven devam ettirmiş olup, 1993 yılında vefat etmiş, yerine halife bırakmamıştır.

By | 2014-12-01T22:17:28+00:00 Perşembe, Kasım 27, 2014|Muhammed Sami Hz.|

About the Author:

Siz de fikrinizi belirtin