Tevessül Meselesi

Ana sayfa » Tevessül Meselesi

Tevessül Meselesi

Tevessül: Allah-u Teâlâ’nın sevdiklerini araya koyarak; onların hatırı, hürmeti için, diyerek dua etmek demektir. Buna istigâse, yâni yardım istemek de denir. Tevessülün lügat mânâsı; bir şeyi bir maksadın hasıl olması için vesile sebep yapmaktır.

Enbiya ve Evliya yaratıcı değildir. Allah-u Teâlâ, istenilen şeyleri onların hürmetine yaratır. Yani onlar vesîledir, sebeptir. Cenâb-ı Hak her şeyi yoktan yarattığı halde, yaratmasına bazı şeyleri sebep kılmıştır. Mesela Âdem (a.s)’ı ana babasız yaratmış, fakat çamuru vesîle kılmıştır. Bütün çocukları yaratan da Allah-u Teâlâ’dır. Fakat çocukların yaratılması için, ana abayı vesile kılmıştır. Onun âdeti böyledir.

Tevessül, Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde bildirilmiş; Peygamberler, evliya ve din büyükleri tevessül yapmışlardır.
Kur’ân-ı kerîmde mealen; “Ey îmân edenler! Allah’tan korkun, O’na vesîle arayın” (Mâide sûresi: 35) buyurulmaktadır.
Ömer bin Hattâb’ın (r.a) rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte, Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu: “Adem (a.s) zelleyi îtirâf edince; “Yâ Rabbî! Muhammed’in (s.a.s) hakkı için beni bağışla” dedi. Allah-u Teâlâ; “Ey Âdem! Sen Muhammedi (s.a.s) nereden biliyorsun? Ben henüz onu yaratmadım” buyurdu. Bunun üzerine Âdem (a.s); “Şuradan biliyorum ki, sen beni yed-i kudretinle yaratıp bana ruh üflediğin zaman, başımı kaldırıp arş üzerinde ‘Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah’ yazılmış olduğunu gördüm. Bildim ki, sen, kimsenin ismini şerefli isminin yanına getirmezsin. Ancak en sevdiğin kulunun ismini getirirsin” dedi. Bunun üzerine Allah-u Teâlâ; “Ey Âdem! Doğru söyledin. O bana halkın en sevgilisidir. Madem ki onun hürmetine benden mağfiret istedin, gerçek olarak ben de seni affettim. Eğer Muhammed olmasaydı, seni yaratmazdım” buyurdu”
Peygamber efendimiz dua ederken “ Allahümme innî es’elüke bihakkıssâilîne aleyke”, yani “Yâ Rabbî senden isteyip de verdiğin kimselerin hatırı için senden istiyorum” der, böyle duâ ediniz buyururdu.
Osman bin Hanîf şöyle rivayet etti: Bir âmâ Resulullah efendimize gelerek; “Yâ Nebiyyallah gözümü kaybettim. Bana duâ et” dedi. O zaman Resulullah (s.a.s) o şahsa; “Abdest al, iki rekat namaz kıl sonra Allahümme innî es’elüke ve eteveccehü ileyke bi-nebiyyike Muhammedin nebiyyirrahmeti ya Muhammed! İnnî eteşeffeu bike fî reddi basarî Allahümme, de” buyurdu. Yani “Yâ Rabbî! Senden istiyorum. Senin âlemlere rahmet olan Peygamberin Muhanmmed (s.a.s)’i vesîle kılarak sana yalvarıyorum. Yâ Muhammed! Gözlerimin görmesi için Rabbime seni vesîle ediyorum” O şahıs buyurulanı yaptı. Allah-u Teâlâ, ona gözünün görmesini tekrar ihsan etti.
Ömer bin Hattab (r.a), kıtlık olduğu zaman Resulullah efendimizin amcası Hazreti Abbas ile tevessül etti. Yâni onu vesîle ederek Allah-u Teâlâ’dan yağmur istedi: “Yâ Rabbî! Kıtlık olduğu zaman Resulullah efendimizle sana tevessül ederdik. Sen bize yağmur verdin. Şimdi sana Resulullah efendimizin amcasıyla tevessül ediyoruz. Bize yağmur ihsan et” diye dua edince, Allah-u Teâlâ onlara yağmur verdi. Bu hâdiseyi, Buharî, Enes bin Mâlik (r.a)’dan bildirmiştir.
Tevessül kabir âleminde bulunanlarla da olur:
A’meş şöyle rivayet etti: Hazreti Ömer zamanında kıtlık oldu. Ashâb-ı Kirâm’dan biri, Resulullah’ın kabr-i şerîfine gitti ve; “Yâ Resulullah! Ümmetin için Allah-u Teâlâ’dan yağmur iste! Yoksa onlar helak olacaklar” dedi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem rüyasında o sahabeye; “Ömer’e git, selamımı söyle. Ona yağmur yağacağını haber ver” buyurdu. O sahabî gördüğü rüyayı Hazreti Ömer’e haber verdi. Hazreti Ömer ağlayarak “Yâ Rabbi! Âciz olduklarım hariç, elimden gelen her şeyi yaptım!” dedi.
Bu şekilde başka salih Müslümanlarla, tevessül edilebilir. Yüzyıllardır doğru yolda olan Müslümanlar, Allah’ın sevgili kullarını vesîle ederek duâ etmişler, böylece arzu ve isteklerine kavuşmuşlar, sıkıntılardan kurtulmuşlardır. Duânın kabul olması haram lokma yememeye bağlıdır. Bu ise ancak Cenab-ı Hakk’ın sevdiklerinde mümkündür. Ölü olsun diri olsun Allah-u Teâlânın sevgilileri araya konarak yapılan dua onların bereketiyle ve hatırları için kabul olmaktadır.
Daha önce yapılmış olan salih (iyi) amellerle de tevessül yapılır.
“Çölde yalnız kalan kimse, bir şey kaybederse, ”Ey Allah’ın kulları, bana yardım edin!” desin; çünkü Allah-u Teâlâ’nın, sizin göremediğiniz kulları vardır”
İbn-i Kemalpaşazâde’nin Hadîs-i Erbaîn’deki “Bir işinizde, sıkışıp bunalınca, kabirdekilerden yardım isteyin” ve Deylemî’nin bildirdiği; “Kabirdekiler olmasa, yeryüzündekiler yanardı” hadis-i şerifleri de, Allahü-u Teâlâ’nın izni ile, ölülerin dirilere yardım ettiğini göstermektedir.

Kaynak: Türk Dünyası Evliyaları- 1, Türkiye Gazetesi Yayınları

By |2018-06-28T22:28:20+00:00Cuma, Ekim 31, 2014|Genel|

About the Author:

Siz de fikrinizi belirtin