Misafirimizden Mektup

Ana sayfa » Misafirimizden Mektup

Misafirimizden Mektup

Bildiğimiz gibi internette Dede Paşa Hazretleri ve Abdurrahim Reyhan Hazretleri ile ilgili yayın yapan bazı siteler bulunmakta.
Mürşidimiz Beylerbeyi Bayburdî Hazretleri her zaman sohbetlerinde kendi mürşidi Abdurrahim Reyhan Hazretleri ve mürşidinin mürşidi Dede Paşa Hazretleri ‘nden bahsetmesinden dolayı bu siteleri ziyaret eden ihvan kardeşlerimiz daha önceden ve yakın zamanda bir misafirimiz sanal ortamda; asılsız iddialar ve iftiralarla, çirkin söylemlerle bu siteleri yöneten bir takım insanlar tarafından rahatsız edildi. Ve bu durum bizleri üzmek yerine aksine mürşidimizi, Beylerbeyi Bayburdî Hazretleri ‘ni her zaman olduğu gibi bir kere daha haklı çıkardı. Neden tarikatın aslına döndürülmesi gerektiği konusunda özellikle.

İşte bu sitelerden birisine henüz tasavvuf hakkında bilgisi olmayan bir misafirimiz mürşidimizin sohbetinde duyduğu için Abdurrahim Reyhan Hazretleri ‘ni araştırırken girmiş ve sanal ortamda kendisine birkaç kişi tarafından arkadaşlık istekleri gelmiş. Ve kendisine siteyi nereden öğrenip nasıl geldiği, Abdurrahim Reyhan Hazretleri ‘ni nereden öğrendiği sorulmuş. Misafirimiz Abdurrahim Reyhan Hazretleri ‘ni, halifesi Beylerbeyi Bayburdî Hazretleri ‘nden dolayı bildiğini ve siteye geldiğini söyleyince başlamışlar Beylerbeyi Bayburdî Hazretleri ile ilgili yalanlar ve iftiralar söylemeye. Uzun uzadıya giden yazışmalarla misafirimiz birbiri ile daha en başından çelişen, Beylerbeyi Bayburdî Hazretleri ile ilgili söylenen her şeyi araştırmış, gerekli ismi geçen şahıslarla görüşmüş, en önemlisi bütün belge ve mahkeme dosyalarını incelemiş ve bir tez çalışması titizliğinde bir mektup yazmış ve bu kişilere göndermiş. Allah ondan razı olsun. Can Damlaları ekibi ve takipçileri adına kendisine teşekkürü bir borç biliyoruz. Mektup; misafirimiz tarafından o şahısların yalanlarına inanmadığı için ” Eğer bize inanmıyorsan Beylerbeyi ‘ nin kendi akrabaları ile seni görüştürelim ” diyip görüştürdükleri kişiye yazılmış, daha sonra diğer şahıslarada misafirimiz aynı mektubu göndermiş. Mektubu okuduktan sonra söylediklerini inkar eden bu şahıslar zaten Beylerbeyi Bayburdî Hazretleri aynı yolda gidemezdi. Mektubu paylaşmadan önce şunu da belirtmek istiyoruz;
Başta Dede Paşa Hazretleri ve Abdurrahim Reyhan Hazretleri olmak üzere Silsile-i Şerif ‘teki bütün Mürşid-i Kamil ‘lerimizin hayatları ile ilgili bilgiler ve sohbetleri sitemizde mevcuttur ve eklenmeye devam edilmektedir. Bu hususta bu bilgiler için sitemiz candamlalari.com ve candamlalari.tv dışında neye hizmet ettiği belli olmayan internet sitelerine başvurulmaması Mürşidimiz Beylerbeyi Bayburdî Hazretleri ‘nin ihvanlarından ve sevenlerinden ricasıdır.

İşte henüz Beylerbeyi Bayburdî Hazretleri ‘nin ihvanı olmamış kardeşimizin yazdığı o mektup:

Recai Bey;
Bu satırları sana yazmamın sebebi yazılmaya değer bir mahlûk olduğun için değil.

Ben aslen Çorumlu olan ve başka bir şehirde üniversitede Sosyoloji ve Psikoloji okuyan ve yüksek lisans tezi hazırlayan birisiyim.
Tez çalışmasını hangi konu üzerine yapacağımı düşünürken, Çorum da bazı arkadaşlarımda büyük bir değişim gözlemledim. Onlar bir zamandır Tasavvuf Sohbetlerine katılıyorlardı.

Ve çok kısa bir zaman olmasına rağmen hepsi büyük bir değişim gösteriyorlardı.Kişilikleri değişmiş, hepsi namaza başlamış. Kılık kıyafetleri değişmiş. Adeta mutluluktan uçan genç kızlar olmuşlardı.

Hele bir Aşk ‘tan bahsedişleri vardı ki; Mürşitlerinden bahsederken yüzleri değişiyor, güzelleşiyorlar gözleri yaşarıyor. Bir ay geçmiyor ki; iki üç kişilik guruplar halinde çoğu ailesinden bile saklayarak İstanbul’a Mürşitlerini ziyarete gidiyorlardı.
Onlardaki bu değişimi izah edecek hiçbir bilgi kaynağına sahip olmayan ben şaşkınlık içerisindeydim. Yaşları 16 ile 30 arasındaki bir çok kız ve bunların arasında evli olanlarda var.

Bir adama resmen Aşık olduklarını söylüyorlar ve bu adam 62 yaşında. Kızlardan öğrendiğim tam 5 tane, şeker ve hipertansiyon dahil hastalığı olan birisi ve de maddende fakir diyebileceğimiz birisi.

İşte bütün bunlar zahiren hiçbir ilim dalının izah edemeyeceği bir durumdu ve hemen bunu tez konusu yapabileceğimi düşündüm.

Kızlardan bilgi alarak önce candamlalari.com sitesine girdim buradaki hatıraları okudum. Her okuduğum şey ve Beylerbeyi Hazretleri ‘nin dinlediğim sohbetleri beni farklı şekilde etkiliyordu. Daha fazla dayanamadım kızların İstanbul ’a gideceğini duyunca onlara katılıp İstanbul ’a gittim. Kaynarca ‘daki toplantıda 300 hanım vardı. Çoğunluğu Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelmiş üniversite mezunu ya da talebesi üç yüz hanım. Ve de Çorum ‘daki kızlarla hepsi aynı durumdaydı. Hepsi resmen Aşık ve hepsi aynı adama aşık ve de kıskançlığın zerresi yok yüzlerin de. Tam tersi hepsi içeri giren her hanımı adeta bağırlarına basıyorlar, sanki gelin aşkımıza ortak olun diyorlar.

Sonra Âşık oldukları kişi giriyorlar içeri heyecan zirve de. Bu adam kesinlikle farklı birisi ilk tespitim bu. Yürüyüşü, duruşu, hareketleri, selam verişi, tebessüm ederken yanaklarında beliren gamzeleri, her gülüşünde yüzünü kaplayan nur. her an değişen; bazen otuz, bazen kırk yaşlarındaki görüntüsü. Bir ara başını kaldırıp gözlerimin içine bakarak diyor ki hiç herkesin anlayabileceği bir şey Aşk olur mu? bu sözleri söylerken bütün vücudumu bir titreme kaplıyor ve istem dışı gözlerimden yaş akıyor.

O gün yaşananların hepsini sana yazmayacağım. Çünkü anlamayacağını biliyorum.

Sonra Araştırmalara devam ederken; Abdurrahim Reyhan sitesine girdim. Girmez olaydım ve bazı kişiler hemen bana arkadaşlık teklifleri göndermeye başladı. Önce arkadaş olduğum bir hanım, sonra Kahraman Maraşlı Haluk diye birisi, sonrada dem bu dem mahlasıyla yazan Bayburtlu Köksal diye birisi; Beylerbeyi ‘nin değil Abdurahim Reyhan hazretlerinin oğlunun halifesi olduğunu söyledi. Yazışmalar sürdü gitti ve bana inanmazsan kendi akrabalarıyla görüştüreyim seni dedi bir isim daha söyledi ancak bana senin telefonunu verdi.

Sen telefonda bana; Beylerbeyi ‘nin Abdurahim Efendi ‘nin halifesi olmadığını, kendi oğlunun halifesi olduğunu, Beylerbeyi ‘nin tarikatı bilen ve de çok ikna kabiliyeti olan birisi olduğunu fakat sonradan nefsine uyduğunu ve kendini halife ilan ettiğini ve Hanımı ve Çocukları dahil kimsenin ona biat etmediğini ve devamla da Abdurrahim Reyhan Hazretleri ‘nin yapmadığı birçok şeyi yaptığını, hanımlara sohbet ettiğini, tarikatta böyle bir şey olmadığını, Beylerbeyi ‘nin hanımlara yaptığı sohbet sırasında yanında hanımı olmadan sohbet ettiğini ve tarikatta yine böyle bir şey olmadığını, Beylerbeyi ‘nin yaptığı bu sohbetler sırasında bir hanıma gönül verdiğini ve onunla gizli bir ilişki kurduğunu, kocasının bunu öğrenip suçüstü yaparak ilk celsede boşandığını ve Beylerbeyi ile nikâhlandığını söyledin.

Sonrada Beylerbeyi ‘nin hanımının ve çocuklarının ve kardeşlerinin onu terk ettiğini ve de hiç birinin onunla bu nikâh meselesi yüzünden görüşmediğini söyledin.

Ben Beylerbeyi ‘ni tanımamış olsaydım ve kısada olsa o cemaatin içinde olmasaydım senin gibi aşağılık bir mahluk ‘a inanabilirdim ve şimdi düşünüyorum da siz bu oyunu kim bilir kaç kişiye oynadınız.

Ancak bu sefer yanıldınız Recai Efendi. Karşınızdaki kişi iki üniversite bitirmiş, Sosyoloji ve Psikoloji okumuş, şu anda da yüksek lisans yapan vede araştırma yapan birisi.

Hemen işe koyuldum. Evet, Beylerbeyi ‘nin maalesef senin gibi bir amcasının oğlu var. Söylediğin gibi o size hiçbir zaman ders almayı teklif etmemiş sizde zaten böyle bir talepte bulunmamışsınız. Hâlbuki ” biz gittik o kabul etmedi ” dedin telefonda, ilk yalanın bu. Bayramdan bayrama görüşüyoruz demiştin; son on yıl içinde sadece bir bayramda Beylerbeyi ‘nin kardeşinin Duduzar adlı yerinde görüşmüşsünüz. Bu da ikinci yalanın.

Beylerbeyi ‘nin Hanımıyla görüştüm; telefonda söylediğin her şeyi yalanladı. Devamında dedi ki; O sıralar bana da birçok kişi telefon etti. Demek ki; bu da onlardan birisi. Kocan evlendi falan dediler. İlk başta bende şok oldum. Eşim bir seyahatteydi. Dönünce sordum, meseleyi anlatınca her zamanki gibi ona inandım ve benim için konu kapandı. Oğullarıma ve kızıma da aynı telefonlar açılmış onlara da konuyu izah ettim. Kardeşleri de aynen ağabeylerine sormuşlar. Onlara da aynı şeyler anlatılmış ve konu burada kapandı. Dargınlık kırgınlık evden ayrılma diye bir şey asla söz konusu değil.

Ben de, çocuklarım da, gelinim de eşime biat ettik yalnız kardeşlerine ve soy ismi Elçi olan diğer yakınlarına eşim ders vermedi. Bunun sebebi de Abdurrahim Efendi ‘min oğlu Şehzademiz Avni Efendi ile eşim arasındaki bir konuşmada. Avni şehzademiz eşime demiş ki; artık sende Elçi tarikatını kurarsın. Bu söz eşime çok dokunmuş. Halbuki Abdurrahim Efendi ‘nin hanımı ve oğullarının yanında; oğulları şehzadelerimize eşim için, o sizin ağabeyiniz, sözünden çıkmayın dediğini ben bizatihi kulaklarımla duydum.

Reyhan Hanım ismini sordu verdim. Dedi ki; bak kızım bu çocuk psikolojik sorunları olan birisi. Babası da annesi de onun hakkında hep şikâyetçi olmuşlardır. Hanımına da zulüm yapan birisidir. Mürşidimiz bizden sonra ki dönemde onların evinde misafir olurdu. Karısını başka bir odaya kapatıp mürşidiyle görüştürmezdi, ondan kıskanırdı, işte böyle hasta birisi. Sonradan beynindeki bir rahatsızlıktan dolayı kulağı da sağır olmuş diye duyduk. Çokta üzüldük ancak Allah ‘ın işine karışmamak lazım. Benim eşim halifedir yada değildir, bu onu neden ilgilendirir ki? İnsan amcasının oğluna böyle bir iftirayı neden atar ki? Kaldıki Efendim benim eşimin bir veli yani Allah dostu olduğunu onun babasına defalarca söyledi. Bende ilk ondan duydum da sadece o mu duymadı? Duydu, biliyorum da, bir insan veli olduğunu duyduğu birisine bu iftirayı neden yapar ki ? Kesin bunu birileri satın aldılar.

Ayrıca Abdurahim Reyhan Hazretleri ‘nin her gelişinde kendi evinde kaldığını, ilk zamanlarda kesinlikle hanımıyla birlikte seyahat etmediğini ve kendi evinde defalarca hanımlara sohbet ettiğini söyledi.

En önemlisi de bir gün Efendi Hazretleri ‘nin başına örttüğü bereyi kendi başından çıkarıp, Beylerbeyi ‘ne verdiğini ve arkasından; şimdilik bunu ört bir gün Hazreti Pir ‘lerin tacını da başına örteceğini söylediğini, buna bizzat şahit olduğunu söyledi.
Bunları duyduktan sonra artık hiçbir araştırmaya gerek yoktu. Ancak işte zaafım bu benim. Boşanmanın asıl sebebini de öğrenmek istedim. Bana bu anlatıldı ancak yine de araştırdım ve mahkeme tutanaklarına ulaştım. Söylediklerinin tam tersi şeylerle karşılaştım. Yüzüm kızardı utandım. Ben orada okuduklarıma baktım, şahitlerin ifadelerine, o hanımın mahkeme huzurunda söylediklerine baktım, okudukça ağladım kendimden utandım.

Aslında bu gün sizin bana kurduğunuz tuzağın bir benzeri o günlerde Beylerbeyi Hazretleri ‘ne kurulmuş. Ama Allah, tuzağı kuranların başına geçirmiş. Allah sizin tuzağınızı da sizin başınıza geçirsin İnşallah. Aslında geçirmişte haberiniz yok. Ebu Lehep ile senin arandaki tek fark o muhalefetini açıkça yapmış ve bunun için kimseden para falan almamış. Yani o senden çok daha onurlu ve şerefli birisi.

En çok neye şaşırdım biliyor musun? Bir insan bu kadar yalanı bir arada nasıl söyler?
Birazcık insana benzer bir tarafın varsa o mahkeme tutanaklarını sana da gönderebilirim.
Ama nerede insanlık? Nerede sen? Telefon görüşmemiz kayıtlı, Beylerbeyi ‘ne de dinlettim.
Bana ne dedi biliyor musun? Ben onun babasını çok severdim beddua etmeyeceğim, babası incinir. Yine de Allah’ım onu ve onun gibileri affetsin.

Anladın mı ardaki farkı Recai Efendi?

Sen aslında bana bilmeden bir iyilik yaptın Beylerbeyi Hazretleri ‘ni daha yakından tanıma fırsatı verdin. Ben onun mübarek elini henüz tutmadım artık beni kabul eder mi? Onu da bilmiyorum. Bildiğim bir şey var artık ben ona AŞIĞIM.
01.03.2015
Zehra

By |2018-07-08T12:15:23+00:00Salı, Mart 17, 2015|Genel, Günlük Yazılar|

About the Author:

Siz de fikrinizi belirtin